Budapeşte’de gezilecek yerler

4

Avusturya’da yaptığım bir ay süreli kadın ve doğum hastalıkları stajı devam ederken bir hafta sonu arkadaşlarımla gittiğimiz Budapeşte şehri, Viyana’ya 240 km mesafede bulunuyor. Burada 1 gece kaldık.

Budapeşte, bugün Macaristan’ın başkenti, geçmişte Hun imparatoru Attila’nın şehri olduğu rivayet ediliyor, Osmanlı döneminin “Nazlı Budin”i… Tarihi zengin bu şehir hep çevresindeki imparatorlukların hedefinde olmuş. Adı da aslında iki farklı şehirden geliyor. Bu şehirler Budin (Buda) ile Peşte. Tuna Nehri’nin batısında kalan kısım Buda, doğusunda kalan kısım ise Peşte olarak adlandırılıyor.

CUMARTESİ
Gezimize Kossuth Lajos ter‘de bulunan Parlamento binası ile başlıyoruz. 19. Yüzyılın sonlarında gotik tarzda inşa edilmiş bu büyük bina şehirde neredeyse her yerden kolaylıkla görülebiliyor. Sivri kuleleri ve büyük kubbesi muazzam.  Önünde büyük bir açık alan bulunuyor. Burada bulunan banklarda oturarak dinlenebilirsiniz. Muhafız askerlerin nöbet değişimi kaçırılmaması gereken görkemli bir gösteri. Üstelik, bu merasimin ardından askerlerle özçekim yapılabiliyor.
Parlamento binasını takiben aslanlı köprü veya zincirli köprü olarak bilinen Széchenyi Lánchíd’e doğru Tuna kıyısından yürüyoruz. Buradan geçerken dikkat çekici bir anıt gözümüze çarpıyor. Tam kıyıya bakan kaldırımda onlarca ayakkabı heykeli yan yana 20-30 metre boyunca sıralanıyor. Bu anıt, 1944′te İkinci Dünya Savaşı sürerken nehir kenarına sıralanarak vurulmuş ve cesetleri Tuna nehrine düşmüş Yahudi kurbanları anmak için yapılmış. Bu anıtı geçtikten sonra Budapeşte’nin meşhur Zincirli (veya aslanlı) köprüsüne varıyoruz. Buradaki muhteşem aslan heykelleri adeta köprünün girişini koruyor! Köprüyü geçerek Peşte’den Budin’e geçmiş oluyoruz. Bu köprü yürüyerek geçilebiliyor.
Köprüyü geçtiğimiz an karşımıza ünlü Budin kalesi çıkıyor.
Budin kalesine Kanuni devrinde 1541′de Türk sancağı çekilmiş. 145 yıllık resmî, 160 yıllık fiilî Türk yönetimi 1686′da bitmiş. Savoyalı Prens Eugene komutasındaki Kutsal İttifak birlikleri son Budin valisi olan Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa’yı ve maiyetindeki az sayıdaki birliği yenerek kaleyi ele geçirmişler, şehirde bulunan büyük selatin camileri ve diğer bütün Türk yapılarını yakıp yıkmışlar ve bundan sonra 1. Dünya Savaşı’nın sonuna, 1918′e kadar Avusturya yönetimi sürmüş. Abdi Paşa’nın mezarı halen kale yakınlarında bulunmaktadır. Bu olayın etkisi “Aldı düşman bizim Nazlı Budin’i” adında bir Rumeli türküsüne de konu olmuş.
Kaleiçi: Kalede şehrin ve Tuna Nehri’nin muhteşem manzarası görülebilir. Kaleiçinde yeni evlenen çiftler gelinlik ve damatlıkları ile fotoğraf çektiriyorlar. Aslında kalenin içinde düğün yapılan bir salon da bulunmakta. Davetliler en güzel kıyafetlerini giyiyorlar ve düğüne katılıyorlar. Kale şehrin en hakim tepesine kurulmuş. Buradaki manzara Budin’i ve Peşte’yi neredeyse tamamen görüyor. Uzaklara bakmak için büyük dürbünler de bulunmakta. Ayrıca büyük Matyaş kilisesi de burada bulunuyor. Bu zarif kilisenin büyük kulesi 1713′te inşa edilmiş. Ne yazık ki geç kaldığımız için içeri giremedik. Akşam 6′da burası kapanıyor. Kalede ucuz ve güzel dondurma yemek de mümkün. Burçların hemen yanında dondurmacı var. Yeri gelmişken söyleyelim Macaristan AB’ye üye fakat henüz Eurozone’a dahil olmadığı için kendi para birimi olan Forint’i kullanıyor. 1 Euro yaklaşık 300 Forint ediyor.
kaleiçi kral I. stefan anıtı hösök tere (2)
Kaleyi gezdikten sonra Andrássy caddesi üzerinden yürüyerek veya metro ile kolaylıkla ulaşılabilen Hősök tere‘ye gidiyoruz. Hősök tere Kahramanlar Meydanı anlamına geliyor. Burada Macar ulusunun kurucuları olarak addedilen devlet adamlarının heykelleri bulunuyor. Bunlardan en önemlisi olan Kral Arpad’ın heykeli meydanın ortasında azametli olarak duruyor. Arpad’ın yanında askerleri at üzerinde görülüyor. Meydanda Arpad anıtını çevreleyen kısımda diğer kahramanların da heykelleri bulunuyor. Bu diğer heykeller içinde Türkiye için tanıdık isimler de var. Bu isimler, Avusturya Habsburg yönetimine karşı yürüttüğü başarısız ayaklanmanın ardından Osmanlı’ya sığınarak Tekirdağ’da uzun süre yaşayan ve burada ölen Ferenc Rákóczi ve yine aynı akıbeti paylaşan ve İzmit’te ölen Imre Thököly. Rakoczi’nin evi halen Tekirdağ’da ayakta durmaktadır.
Hősök tere’den heykellerin aksi istikamette biraz yürüyünce güzel ve küçük bir göl karşımıza çıkıyor. İlerisindeki gotik bina ile güzel bir manzara var burada.
CUMARTESİ AKŞAMI
Akşam olunca karnımız acıkıyor.
Güzel ve görece ucuz bir restoran önerisi: Belvarosi Disznotoros, 7. Bölgede Kiraly caddesinde. Yerel Macar birasını tadabilir ve Macar usülü Tavuklu pilav yiyebilirsiniz. Tabağınız isteğinize uygun olarak dolduruluyor ve tartılıyor.
Burada yedikten sonra grubun geri kalanı ile buluşuyoruz ve eğlenmeye karar veriyoruz.
Şehirde eskiden farklı amaçlarla kullanılmış olan ve soğuk savaşın bitmesiyle barlara çevrilmiş olan “Ruin bar“lar yani “yıkıntı barlar” bulunuyor. Bunlardan da bir tanesine gittik. Fakat ismini hatırlayamıyorum. İçeride süs olarak konmuş eski bir banyo küveti dikkat çekiyor ve nedensiz olarak gülümsemenize neden oluyor.
PAZAR
Pazar sabahı erkenden kalkarak ilk olarak Budin tarafında bulunan Gül Baba türbesini ziyaret ediyorum. Buraya ulaşmak için Peşte’den metroya binilebilir. Örneğin benim kaldığım hostele en yakın istasyon Corvin negyed’ten Deák Ferenc’e giderek iniyoruz. Deák Ferenc tér şehirdeki tüm metro hatlarının birleşim noktası; merkezi. Gül Baba’ya ulaşmak için Déli Pályaudvar istikametindeki 2 numaralı metroya binerek Batthyány istasyonunda iniyoruz. Buradan 5 numaralı metro ile Margit hid, budai hidfő istasyonuna ulaşıyoruz. Burada inip dışarıda nehrin aksi istikametindeki caddede yürüyünce Türk sokağı “Török utca” karşımıza çıkıyor. Buradan yürüyerek ara sokaklardan biri olan Gül Baba sokağının zorlu yokuşunu çıkıyoruz. Bu sokak arnavutkaldırımı döşenmiş. Yokuşu çıkması biraz zahmetli olsa da sonunda Gül Baba türbesine sokağın sonunda sol tarafında ulaşıyoruz.
IMG_0783 gül baba türbesi
Türbe 1548 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle tamamlanmış. Burada Bektaşi babası olan Gül Baba yatıyor. Gül Baba aslen Merzifonlu olup, 1541′de Macar topraklarının doğrudan Türk hâkimiyetine girmesi ile Budapeşte’ye yerleşmiş ve burada ölmüştür. Ben gittiğimde tadilat nedeniyle içeri girme fırsatını bulamadım. Fakat tadilatın 2015 yılı bitmeden tamamlanacağını öğrendim. Gül Baba türbesinden de Budapeşte’nin ve Tuna nehrinin eşsiz manzarasını seyredebilir, Osmanlı nostaljisi yapabilirsiniz. Türbe, ağaçlık bir bölgede ve etrafında eski evler bulunuyor. Havası temiz, trafik yok; sessiz ve huzur dolu bir yer burası. Hava da açıksa manzara çok güzel görünüyor.
Gül Baba’yı gezdikten sonra geldiğim yolu dönerek parlamentonun önünde arkadaşlarla buluştum. Buradan Terör müzesi’ne geçiyoruz.
Terror haza veya Terör evi, Macaristan’ın yakın tarihinin iki farklı yüzünü gösteriyor: 1940′lı yılların başındaki faşist Ok-Haç Partisi rejimi ve İkinci Dünya Savaşı sonrasından 1990′ların başına kadar gelen Sovyet denetimindeki komünist parti rejimi. İçeriye girdiğimiz andan itibaren mecazi anlamda soğuk bir ortam var. Ok-haç simgesi ve orak çekiç sizi karşılıyor. İçeride bu dönemlerden kalma askeri üniformalar, mektuplar, resimler, eşyalar bulunuyor. Girişte de büyük bir Sovyet tankı göze çarpıyor. İçeride televizyon gösterilerinde o dönemlerde Macarların çektiği zorluklar anlatılmış. 1956′daki “Macar Baharı”nda başa geçen ılımlı lider Imre Nagy, az bir süre Macaristan’ı yönetmiş. Sovyetler hemen bir askeri harekatla Nagy’i indirmiş ve 2 yıl sonra da Nagy, asılarak idam edilmiş. Komünist rejime karşı çıkanların hapsedildiği ve onlara içlerinde işkence edilen korkutucu hapishane hücreleri, alt katta görülüyor.
Terror haza’yı da gezdikten sonra Budapeşte yolculuğumu bitirerek Viyana’ya geri döndüm. Şehri beğendim. Yalnız birkaç husus da buraya seyahat etmek isteyenler için önemlidir;
  • Güneş gözlüğüm sokakta cebimden çalındı. Metrodaki “kapkaççılara dikkat edin” yazısını ciddiye alın.
  • Metroda bilet alırken yabancı olduğunuzu anlayıp “yardım edeyim mi” diye yaklaşanlarla konuşmayın veya hayır teşekkürler deyin.
  • Bir günlük metro biletleri var, bunlardan alabilirsiniz. Bunlar makinede okutulmuyor. Tramvayda da geçerli. Eğer tek seferlik bilet alırsanız, makinelere okutmayı unutmayın.
Paylaş.

Yazar Hakkında

Tıp Fakültesi Öğrencisi

4 Yorum

  1. Gerçekten Budapeşte harika ve sakin bir şehir.Tekrar gitmiş gibi olduk:) Ben gItmeden önce rehber ayarladım. Arkadaşlar süperlerdi. Havalimani transferini ve şehir turu kusursuzdu ve fiyatları uygundu. ( http://www.budapestetur.com ) Vaktinizi iyi kullanmak için kesinlikle aynısını yapın derİm. Şehri hikayeleri ve tarihiyle gezmek çok zevkliydi. Estergona gelmişken gidin derim. Çigan gecesinde yer bulamadık bir dahaki sefere dedik…